İnsanın potansiyelini gerçekleştirmesinin ve toplumsal yapının sürdürülebilirliğinin temelinde yatan en kritik unsurlardan biri, şüphesiz sorumluluk alma ve bu sorumluluk bilinciyle hareket edebilme yetisidir. Bireyin bir görevi üstlenmeye ne denli hazır olduğunu anlamak, üzerine düşeni layıkıyla yerine getirebilecek olgunluğa erişip erişmediğini sezmek, karmaşık bir süreç gibi görünse de aslında gözlemlenebilir işaretlere sahiptir. Hazır olduğunu hissettiğimiz an, o bireye sorumluluk yüklemekten çekinmemek, hem iş hem de özel yaşamımızda ilerlemenin ve gelişimin temelini atmaktır. Zira 'yetki devri' (giving authority) olarak da adlandırdığımız bu eylem, bireyin kendi hayatını bilinçli bir sorumluluk çerçevesi dâhilinde inşa etmesinin yegane dinamiğidir.
Ne var ki, modern toplumlarda, özellikle de Türkiye bağlamında, işinde yetkin ve özel yaşamında sorumluluk almış bireylerin sayısının azlığı dikkat çekmektedir. Eğitim sistemindeki yapısal yetersizlikler, sistemdeki boşluklar ve aileden iş hayatına uzanan çevresel etkenler, ne yazık ki çarpık insan profillerinin yetişmesine zemin hazırlamakta; bu durum da nitelikli ve hesap verebilen bireyleri bulmayı güçleştirmektedir. Oysa birey olma kimliğini tam manasıyla kazanabilmek, ancak hem özel hem de iş hayatında sorumluluk alabilmek ve bu sorumlulukların gerektirdiği bilinçle hareket edebilmekle mümkündür.
Bir işte yetkinlik, o işi titizlikle ve disiplinle yerine getirme kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu performansı sergileyebilen ve yapılan işin sonuçlarını sahiplenerek sorumluluğunu alabilen kişi, o işin yetkili mercilerinde yerini sağlamlaştırmış demektir. Ancak yetkili olmanın sırrı yalnızca sorumluluk almaktan ibaret değildir; aynı zamanda ilgili alanın gerektirdiği tecrübeyi kazanmış olmayı da zorunlu kılar. Tecrübe ise dinlemek, anlamak, öğrenmek, uygulamak ve nihayetinde edinilen bilgiyi aktararak başkalarının gelişimine katkıda bulunmakla inşa edilir. Usta-çırak ilişkisindeki gibi; bilgelik ve yetkinlik sahibi ustanın, çırağını adım adım yönlendirerek, anlatarak, göstererek, uygulatarak onu bilgi ve tecrübe sahibi kılması, bu sürecin en net örneklerinden biridir.
Hayatın kendisi de böyledir; her şey dinlemekle başlar, anlatmak üstesinden gelinebileceğini göstermektir ve uygulamaksa sorumluluğu aldığımızın göstergesidir... işte bu kısaca, sorumluluğu üstlendiğimizin en somut kanıtıdır.




