Menu
Recent Post


Çoğumuz isteyerek veya istemeyerek ama kesinlikle bilinçsizce olmak üzere hayatımızdaki bir çok şeyi zaman zaman ihmal ederiz. Bilinçsizce yaptığımız bu ihmaller ise çoğunlukla kötü sonuçlar doğurur. İhmallerimizin ana nedeni günlük yaşantımızın alışkanlıklarımızın yani rutinlerimizin dışına çıkmamızdır. Rutinimizin dışına çıktığımız zaman değişikliğin vermiş olduğu geçici duyduğumuz iyi hissetmeye kendimizi kaptırarak sağlığımızdan, iş hayatımızdan, özel hayatımızdan ödün verir hale gelebiliriz.

Sağlığımız ile ilgili ihmallerde en basitinden ilaçlarımızı vaktinde almayı ihmal etmek hatta sağlığımızı ihmal edip ilaçlarımızı almayı bırakmak, sağlıklı beslenmeye dikkat etmemek, doktor kontrollerimizi aksatmadan veya hiç gitmemek zaten ihmal ederek göz ardı ettiğimiz sağlığımızdan bizi edebilir! Dolayısıyla sağlık düzen ve ihtimam ister özellikle de belli bir yaştan sonra çok dikkat edilmesi ihmal edilmemesi gereken bir durumdur.

Çalışma hayatımız içinde düzen keza yine son derece önemlidir. İş hayatımızdaki düzeni aksattığımız zaman en basitinden özel hayatımızla yani ev ile işi birbirine karıştıracak düzenimizi bozacak ihmallerde bulunduğumuz zaman mesela işe başlama ve bitirme saatlerindeki en ufak bir ihmal veya iş yerindeki kuralları ihmal edecek hal ve hareketlerde bulunmak bile işimizi kaybetmemize neden olabilir..

Özel hayatımızda aile hayatımızda da bir sürü ihmallerde bulunuruz hatta aramızda ihmalkarlığı alışkanlık haline getirenler bile olabilir. Aile hayatındaki eşlerin birbirini ihmali çocukların ihmal edilmesi ve görevlerimizi yerine getirmeyi reddettiğimizde aile içinde huzurluğa, şiddete sebep verebilir ve istenmeyen sonuçlar doğurabiliriz.

Unutmayın, küçük bir kar tanesi ya da bir su damlası kadar zararsız ve ilk bakışta güzel görünen ve iyi hissettiren binbir sebeple ettiğimiz ihmaller gün gelir bir çığ misali üzerimize düşebilir ve yahut bir sel suyu olup herşeyimizi önüne katabilir ve bizi hayatımızdan edebilir. Dolayısıyla, hayatımızın ihmale gelmeyecek kadar kıymetli olduğunu bilmeliyiz çünkü ancak bunun farkında olduğumuz sürece sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayatı yaşayabileceğimizi unutmamalıyız!

İhmal etme öncelik ver!!!

Suzan Güzel 

 


0

Hedef ve Misyon

Dünyada olup biten herşey bir hareketsel döngünün sonucudur. Evrendeki herşey hareket eder siz durduğunuzu zannedersiniz ama gökyüzü kayar gider gündüz geceyi, gece gündüzü takip eder. İlerlemek isterseniz hareket etmelisiniz, ancak hayatta rüzgarla savrulan bir yaprak gibi veya denizde rotasız rüzgarla akıntıya kapılan bir gemi gibi olmak tehlikeli ve yorucudur!


İnsan hareket eder etmesine de nereye gittiğini bilerek yürümek başkadır, çünkü nereye gittiğinizi biliyorsanız yol uzun olsa da anlamlıdır. Nereye gittiğini bildiğiniz anlamlı bir hayat için yolunuzu seçmelisiniz yoksa sadece yürümeye devam edersiniz, halbuki varacağınız yer varsa gittiğiniz yolun bir anlamı olur aksi halde beyhude yorucu bir çabadan ibarettir.


Tam da bu yüzden beyhude bir çaba olmasın diye; 2026 yılına girerken yalnızca planlama amaçlı değil bilinçli yaşamanın da yapı taşları olan hedef, misyon ve vizyon konusuna değinmek istedim. 2026 yılı için beklentilerimizi yapmak, istediklerimizi planlamak hususunda pratik olarak hayatımıza odaklanmak ve hatta ilerde olmak istediğimiz kişiye varmamızı sağlamamıza, belki de yeni bir yıl ile yeni bir başlangıç veya başladığımız yolu destekleyen bir çalışma yapmamıza yardımcı olacaktır.


Öncelikle küçük adımlarla, her gün bugün "Ne yapacağım?" sorusuna cevap verdiğimiz bugünden yarın için atılan net adımlarla "Hedeflerle" başlayalım! Bu net adımlar yani hedefler bu soruya verdiğiniz "bir gün ..."ile başlayan cümleleri içermez, "şu tarihe kadar ..." başlayan  kararlardır. Kesin tanımlanmış, net ve ölçülebilmelidir bu kararlar, diğer bir değişle hedefler! Bu hedefler belli zaman için alınmış belli miktarda, rakamsal, parasal ve sosyal hedefler olabilir. Örneğin, 2026 yılında bir milyon liralık birikim yapmayı hedefliyorum, sosyal medya hesabıma bir milyon takipçi kazandırmayı hedefliyorum, yazın Almanca öğrenerek ve A2 seviyesine ulaşmayı hedefliyorum gibi kısa ve orta vadeli yani belli bir zaman aralığı için ne yapmak istediğinize dair somut olarak aldığımız kararlardır.


Misyon ise yaptıklarınızın arkasındaki anlamdır. Diğer bir değişle hedef belirlemede "Ne yapacağım?" sorusuna cevap verirken misyon belirlemede "Bunu neden yapıyorum?" sorusuna cevap ararız... Hedefiniz bir milyon liralık para biriktirmekse, misyonunuz "Bunu neden yapıyorum?" sorusuna cevap olarak "Ev ya da Araba almak olabilir"... Kısacası, misyon ile hedefleriniz anlamlı hale gelmektedir. 


Peki, Vizyon nedir diye sorarsanız?! Vizyon, var olmayan bir geleceğe bugünden inanabilmektir, derim. Bir geleceği, bir hayali, başarıyı, olmak dönüşmek istediğiniz kişiyi ifade edebilir, vizyon...Vizyonu olan insanlar başkalarının görmediğini görür ve bu yüzden de çoğu zaman yalnız başlarlar. Tarihe adını yazdırmış birçok buluş ve icat sahibi insanlar vizyon sahibi olan insanlardır, mesela akıllı telefon iphone mucidi Steve Jobs, arabayı bulan Henry Ford, ampulü keşfeden Edison gibi...Ya da olmak istediği kişi olmayı başarmış bir sanatçı bir idol...


Ne yapmak isterseniz isteyin ne olmak isterseniz isteyin rotanız yani hedefiniz, misyonunuz ve vizyonunuz hep belli olsun sizi varmak istediğiniz hedeflediğiniz noktaya yeter ki götürsün. Bunun için sabah kalktığınızda kısa bir "Dur ve Düşün" egzersizi yapın ve hedef, misyon sorularını kendinize sorun! Yapmak istediklerinizi anlamlandırdıktan sonra olmak istediğiniz kişiyi varmak istediğiniz yeri hayal edin! Çünkü, başarı uzak görünsede aslında bir hayal kurmak kadar yakındır size..!


2026 yılının hepimize önce sağlık ve huzur sonra mutluluk ve zenginlik getirmesi dileğiyle herkese iyi yıllar, dilerim!


Suzan Güzel 


0

Odaklanma


Odaklanma sorunu yaşıyorsanız dikkat ve algı probleminiz var demektir. Bu sorunu ortadan kaldırmak için hafızanızı güçlendirmelisiniz. Dikkat, algı ve hafıza birbirine geçmiş ilintili kavramlardır. Birinde kendini gösteren zayıflık ilintili olarak diğerini de etkileyecektir. Algılarınız ne kadar açık olursa ne kadar güçlü olursa çevrenize etrafınıza o kadar çabuk dikkat kesilirsiniz. Aynı şekilde, zayıf olursa da herhangi bir şeye odaklanmada o kadar güçlük çekersiniz.

Hafızanızı dolayısıyla algınızı güçlendirmek için birçok hafıza tekniği vardır. Bunlardan en pratik ve basitçe uygulamanın mümkün olduğu Sudoku gibi çözebileceğiniz bulmacalar ve oyunlardır...En kült birebir faydasını göreceğiniz ise okumaktır. Okurken anlamaya çalışmak ve dikkatinizi vererek bir kaç saat okumanın odaklanmanıza sağlayacağı fayda gibisi yoktur.

Bir de içinde bulunduğunuz ortamın koşulları dikkat seviyenizi doğrudan etkiler. Şayet sessiz bir ortamda çalışmayı tercih ediyorsanız, dikkatinizi toparlamak daha etkili ve verimli işler çıkarmak sizin için daha mümkün hale gelecektir. Gürültülü, karışık ve kalabalık ortamlar dikkatinizi dağıtabilir ve odaklanma sorunu yaşamanıza sebep olur.

Ayrıca sağlık açısından bakıldığında dikkat yetersizliğine, odaklanamamaya vitamin eksiklikleride sebep olabilmektedir. Dolayısıyla, odaklanmayı basit bir düşünme egzersizi sorunu gibi veya yalnızca bir algısal problem gibi görmemeliyiz, aksine üzerinde durulması gereken insan hayatının yaşamının kalitesini azaltan ciddi bir sağlık problemi gibi görüp yardım almakta ve ileriki yaşlar için önlem oluşturmakta fayda vardır.

İç ve dış dünyamızla sağlıklı iletişim kurabilmek son derece mühimdir. Bunun için iç dünyasında bilinçli dış dünyasında çevresine duyarlı yaptığı işe odaklanabilen verimli sonuçlar ortaya çıkarabilen, algısı açık farkındalığı olan bireyler olabilmek için sağlıklı beslenmeli, düşünme egzersizleri yapabilmeli ve bolca okumalıyız. Böylece beynimizi güçlendirip tembellikten kurtarabiliriz. Çalışan bir beyin kös kös düşünmekten ziyade öğrenen ve öğrendiklerini hayata geçirebilen beyindir. Kaliteli ve uzun sağlıklı yaşamanın sırrıda burada yatar.
0

 Farkındalığını Önemse

Farkındalık, herkeste olması gereken duygusal bir çıkış noktası gibidir. Farkındalığınız varsa problemlerinizi daha iyi anlar daha net görürsünüz. Aynı zamanda farkındalığınız varsa sorunlarınızı daha çabuk ve daha kesin olarak çözüme kavuşturursunuz. Farkındalık mühimdir, bir şeyleri farketmek ile başlar ve bu farkettiğiniz şey neyse onu içselleştirerek devam eder.


Peki neleri farkedebiliriz hayatımızda; biraz düşününce farkındalığın ne kadar önemli ve faydalı olduğunu anlayabilirsiniz. Mesela yaptığınız yanlışları farkedebilirsiniz. Ancak bir yanlışı farkettikten sonra tutumunuzu değiştirip o yanlıştan vazgeçip doğruya yönelebilirsiniz. Bu anlamda farkındalık doğru tespitler yapmanızı ve ileriye dönük kararlar almanızda ihtiyaç duyduğunuz bir çeşit öngörüyü size sunacaktır. 


Farkındalık her konuda mümkün olabilir karakterinizdeki, davranışlarınızdaki nüansların farkına varabileceğiniz gibi fiziksel becerilerinizin ve özelliklerinizin de  farkına varabilirsiniz. Örneğin, kendi karakterinizin kişiliğinizin bir yönünü farkedip o yönünüzü daha baskın hale getirerek kişiliğinizi o yönde iyileştirebilirsiniz. Buna şöyle bir örnek vermek gerekirse diyelim ki ben hiç yalan söylemeyi beceremediğimi farkettim dolayısıyla bu farkındalık sonrası hiç yalan söylememeye karar vermek ve bundan sonra yalana tenezzül etmeyip gülünç duruma düşmemek bana iyi gelecektir.


Ya da diyelim ki fiziksel bir yanımın güzelliğini farkettim ki gülünce çok daha sempatik biri haline dönüşebiliyorum. O zaman neden kendimi tebessüm etmekten alıkoyayım ki diye düşünebilir, bunu kendimi daha konfor alanında hissetmek, o pozitif enerjiyi yaymak ve sosyalleşmek adına içinde bulunduğum ortamın samimiyetini ve rahatlığını tercih ediyorsam gülümsemeye devam etmeliyim!


Farkındalık "mutual" bir konseptir. Kendiniz için birşeyleri farkedebildiğiniz gibi karşınızdakinin yani bir başkasının davranışlarını ve fiziksel özelliklerini de fark edebilirsiniz. Karşınızdakinin sizi inciten bir davranışı sürekli tekrar ettiğini fark ettiğinizde bir dur demeniz müdahale etmeniz gerektiğini anlar ve bir şekilde kendinizi korumak adına tepkinizi ortaya koyarsınız. Veya karşınızdakinin fiziksel bir özelliğinin size hoş göründüğü farkettiğiniz anda o insana olan bakış açınızı değiştirebilir aslında hiç sevmediğiniz bir insanı sevmeye başlayabilirsiniz. 


Dolayısıyla, farkındalık hayatınızla bu kadar örtüşen, iç içe olan bir kavramdır. O yüzden bir şeyi farkettiğiniz zaman bu farkındalığa değer vermeniz ve önemsemeniz gerekir, çünkü farkındalık bazen tekrarın önüne geçebilir bazen de ihtiyacınız olan yeni başlangıçları yapmanızı sağlayabilir. 


Suzan Güzel 

0

Öfke Kontrolü

Öfke kontrolü mühim bir meseledir. Hayat boyu keşke yapmasaydım, keşke sesimi yükseltmeseydim, keşke söylemeseydim dediğimiz anlarımızı düşünürsek hepimiz için aslında azımsanmayacak kadar çok olduğunu görürüz. Belki yapmasak, belki sesimizi yükseltmesek, belki söylemesek hayat herkes için çok daha güzel bir hal alacaktı, kim bilir!


Peki, neden öfkemizi kontrol edemiyoruz? Çünkü, her zaman haklı olmaya alıştırmışız kendimizi, belki de kendimizi öyle olmaya inandırmışız da ondan! En ufak haksız olma durumunda da aşırı tepkiler vermeye başlarız, hemen... Kimsecikleri düşünmeden; kırar mıyım, döker miyim, üzer miyim diye hiç düşünmeden ağzımızı aklımıza gelen ilk  kelimelerle açar aklımıza gelen son kelimelerle de kapatırız, hiç olurunu olmazını düşünmeden, üstelik!


İnanın atalarımız doğru söylemiş " öfkeyle kalkan zararla oturur diye"... Hakikaten öyledir! Öfkeli insanlar sevdiklerini çabuk kaybeder çünkü etraftakilerinin kalbini kıran onların ne düşündüğünü önemsemeyen insanlar sosyal anlamda pek sevilmez. Öfkeli insanlarla iletişim kurmakta zordur, derdinizi anlatmak kavgasız gürültüsüz anlatabilmek cidden  bir iletişim becerisi ister! Dolayısıyla, öfkeli insanlarla anlaşabilmek gerçekten büyük meseledir. Bu tür insanlar o kadar gözü kara olabilir ki bir anda herşeyi gözden çıkarabilir ve kaybedebilirler.  


Öfkeli olmak yerine sakin kalmayı başarabilse halbuki insan, o zaman sorunlarını rahatlıkla çözebilir. Sakin kalabilmek akıllıca yapılacak bir iştir. Böyle insanlar sosyal yaşamda daha çok sevilir, iletişim olarak da daha rahat anlaşabileceğiniz paylaşımda bulunabileceğiniz insanlardır. Başarı öfkeyi sevmez, ancak öfke kontrolü başarıyı getirir! Muvaffakiyetin sırrı sağlim kafayla sakin düşünebilmekte yatar! 




 

0

Sorumluluk alma

Geçirilen uykusuz gecelerin tek nedeni vicdandır. Dünyadayken vicdan muhasebesine düşen insan için iyi bir insan olduğu söylenebilir, ancak vicdan muhasebesine düşmek demek hayattayken cehennemi tatmak demektir. Aslında vicdan muhasebesi yapan insan yaptığından, ettiğinden, düşündüğünden pişman olduğu için vicdan muhasebesine tutulmuştur. O yüzden çoğu zaman bu cehennemin içine düşmemek için yaptığın hiç bir şeyden pişmanlık duyma diye insanlar birbirine öğüt verirler, zaten...


Bana kalırsa yaptığınız şeyin kötü olduğunu biliyorsanız ya da düşünüyorsanız pişmanlık duymak iyidir; çünkü hiç değilse hayattayken hatanızı görüp düzeltme fırsatınız vardır. Vicdan cehenneminden kurtulmanın tek yolu da zaten hatanızdan ders çıkarıp yanlışınızı düzeltmenizdir.


Vicdan muhasebesi cehennemine düşmemenin uykusuz geceler geçirmemenin yolu ise sınırınızın dışına çıkmadan başkalarının sınırını da ihlal etmeden hayatınızı yaşamaktır. Ne derler bilirsiniz: Sizin özgürlüğünüz başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter! Bu çok doğru bir sözdür. Bu söz aynı zamanda demokrasinin temelini oluşturur.


Başkalarının özgürlüklerine saygı duymak kırmızı çizgilerini ve sınırlarını kabul etmek ve ihlal etmemek aslında insanın kendisine duyduğu öz saygıdan ileri gelir hatta bu durum insanın kendi için yaptığı yapacağı en büyük iyiliktir. Rahat bir vicdan sahibi olmak insanı özgürleştirir tabiri caizse kuş gibi hafifletir.


İnsanların hayatlarına en az kendi hayatınıza saygı duyduğunuz kadar saygı duyun. Her zaman için hata ve pişmanlık mekanizmasını çalıştırın. Hayat sizin hatalarınızı görmenizi hatalarınızı ayıklamanızı ve hatalarınızı düzeltmeniz için fırsatlar sunacaktır. Bu fırsatları tepmeyin değerlendirin ve bundan sonraki ahiret hayatından hesap gününden önce eğrisiyle doğrusuyla siz kendinizi hesaba çekin ve dünya sınavı için hazırlıklı olun!


İnsanların çoğu bütün iyilikleri güzellikleri hazır olmadıklarından kendilerini hazır hissetmediklerinden kaybederler. Siz hazırlıklı olmayı seçin hem bu dünyada hem öteki dünyada başınıza gelebilecek bütün sınavlara karşı hazırlıklı olmayı seçin ki başarılı ve muvaffak olabilesiniz!


Saygı ve sevgiyle,

Suzan Güzel 

0