Çocukken bize sorulan en sık soru büyüyünce ne olmak istersin sorusudur, ancak kimse bize nasıl bir insan olmak istersin sorusunu ne sorar ne de kendi düşünür...Halbuki, mesele olmak ya da olmamaksa; erdemli insan olabilmek ve insanca yaşamakta meselenin can alıcı noktasıdır. Çocukluk çağlarında bunun bilincine vararak büyüdüğünüzü düşünün dünya herkes açısından daha yaşanılası bir yer olmaz mıydı? İnsanların daha erdemli, daha anlayışlı olduğu bir dünyada daha saygın daha bilinçli toplumlar oluşmaz mıydı?
İnsanların mesleki rolleriyle anılması ne kadar da insan karakterini baskılayıcı bir durumdur. Halbuki, önce insan olmak kendin olmak sonra meslek sahibi olmak gerekir... Üniversite hayatı bunu bir nebze olsa sağlamaya çalışsa da kendin olma fırsatını bireye sunsa da asıl olan kişinin kendi benliğini tanıma yolculuğunu bir şeylere endekslemeden tamamlayabilmesi ve erdemli olmayı, bazen de bütün olumsuzluklara rağmen başarabilmesidir.
Hayat herkese aynı fırsatları sunmaz aynı zorlukları da göstermez! Siz hayata karşı bir pozisyon almalısınızdır ki bilinçli yaşamayı tam da bu noktada başlatabilesiniz. Hayatın başı sonu hiçbir zaman belli değildir belli olmaz, ancak siz yaşadığınız içinde bulunduğunuz ana sahip çıkmalısınız ki; durum kötüyse iyileştirmek için mücadele edebilir, iyiyse daha da güzelleştirebilmek için çaba sarfedersiniz...Zaman bir süreç ise "an" ve "anı" o sürece çıkan bazen şans bazen risk kapısıdır.
Ben olmak ya da olmamayı bir sosyal mesleki rol edinmek veya o role ulaşmak gibi görmem, bundan daha ziyade "olmanın" olgunluğa erişip erişmemek ile ilgili olduğuna inanır ve savunurum. O yüzden çocuklara çocuk yaşta "ne olmak istiyorsunu" değil ancak "nasıl bir insan olmak istiyorsunu" aşılamanın ve özendirmenin gerekli olduğunu, bunun da çocuğun birey olarak toplumda yetişmesine maddi manevi her alanda başarılı olmasına ciddi anlamda fayda sağlayacağını düşünmekteyim.
Siz de ne düşündüğünüzü yorumlarınızı yazarak paylaşabilirsiniz!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder