Menu

Düşünce Bozukluğu ve Şizofrenin Üstesinden Gelmek

Kafa sesi duyan erkek resmi

Düşünce bozukluğu, doğru düşünememe veya kaygılı ve endişeli düşünme bütün psikiyatrik rahatsızlıkların temelinde var olan yanlış düşünce sistemidir. Her insan kendi hayatında az çok travma yaşamış ya da bir travmaya maruz kalmıştır. Bazı insanlarda bu travmalar yer edip psikiyatrik bir rahatsızlığa sebep olurken bazı insanlarda ise bu durum hiçte öyle değildir. Sebebi bazı insanların travmalarıyla baş edebilmeyi başarabilmeleridir. Bir insanın travmalarıyla baş edebilmesi demek doğru düşünme sistemini diğer bir değişle kaygısız, endişesiz ve şüphesiz düşünmeyi genç yaşta öğrenmeyi başarmış olması demektir. 


Psikiyatri bilim dalıyla psikoloji biliminin çakıştığı nokta tam da burada başlamaktadır. Konuşarak terapi yoluyla bazı sorunların üstesinden gelmek klinik olarak deneylenmiş ve kanıtlanmış bir bulgudur. 


En ağır psikiyatrik rahatsızlık olarak şizofreni hastalığını örnek verelim: Bu rahatsızlık için bize okulda öğretilen doğuştan gelen bir rahatsızlık ve genetik olarak kalıtımsal veya beyindeki bir hasar sonucu düşük IQ seviyesiyle,  algılama ve öğrenme yetisinin azlığıyla ilgili olmasıydı. Yeni klinik çalışmalara göre ise Şizofreni rahatsızlığının 20'li yaşlarda da ortaya çıkabileceği yönündedir. Ancak, bir insanın 20'li yaşlarına kadar ki süreci normal insandan farksız olarak yaşaması bize bu rahatsızlığa yakalanan hastaların bile iyileşebileceği hususunda doneler vermektedir.


Şöyle ki; genç yaşlarda doğru eğitim ve öğretim sistemiyle insanlara doğru düşünmeyi, kaygıdan, endişeden uzak olarak şüphe etmeden düşünmeyi öğretebilirseniz, böylece hastaların 20'li yaşlarından sonra ilaçlara enjeksiyonlara başvurmadan iyileşmesini düşünce bozukluğunu minimize ederek kendi düşüncelerini artıları ve eksileriyle tolere edebilmelerini dahası düşüncelerini bile kontrol edebilmelerini sağlayabilirsiniz.


Doğru eğitim ve öğretim aynı zamanda bilişsel doğru inanç sistemi ile örtüştüğünde bu rahatsızlıktaki insanların arasından dahiler çıkması  içten bile değildir. Dolayısıyla ailede ve okulda doğru eğitim ve öğretim ile aslında toplumdaki birçok bireysel ve sosyal çöküntünün üstesinden gelinebilinir. Yeter ki doğru yaklaşımlarda bulunup doğru iletişim teknikleri ve çözümlerle insana ve onun iç dünyasına ulaşarak toplumdaki birçok yaraya merhem olabilelim!


Suzan Güzel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder