Sadakat az rastlanır hale geldi son zamanlarda. Toplumumuzda eskiden insanımız işine, ailesine, arkadaşlarına kısacası çevresine, komşularına bile daha sadakatle bağlı bir hayat sürerdi. Şimdilerde, riyakarlık hat safhada bağlılık git gide azalmakta. İnsan kendine özüne sadık olamadığı zaman işine, ailesine, çevresine yaşadığı toplumada sadık kalamıyorum.
Aslında bu biraz hayatın koşuşturmacasına kurban verdiğimiz değerlerden olmasından kaynaklanıyor. Tabiri caizse ağacı derinden budalamaktır. Bir değerden vazgeçiyorsanız yerini başka bir değerle doldurabilmelisiniz. Bugün kaybettiğimiz sadakatimizin yerini doldurabilecek bir değer bulabilmek zor. Sadakatin olmadığı bir yerde güvenden bahsetmekte zordur. Bir insan özüne sadık kalamıyorsa özgüvenini de kaybedecektir. Güvenin tesis edilmediği özgüvenin var olmadığı bir yerde sürdürülebilir bir başarıdan da yine bahsedilemez.
Çok yalan söyleyen bir toplum olup mu çıktık diye düşünüyorum. Çok mu göz ardı eder olduk bazı şeyleri. Biraz kolaycılığa kaçar olmaya başladığımızdan sanırım, maalesef evet. Herşeye her zamankinden daha hızlı daha kolay ulaşır hale geldik. Neticesinde de yerine birşeyleri koymadan hızlı ve kolay tüketen bir toplum olduk. Git gide ülke olarak üreten bir toplumdan ziyade tüketen bir toplum olmaya ekonomik olarak bir dünyanın pazarı haline gelmeye doğru hızla yol alıyoruz. Bu biraz toplumumuzun geleceği için tehlikeli bir durum. Dediğim gibi bu bir zincirleme füzyon toplumda bir değer kaybolmaya yüz tutunca arkasından başka değerleride kaybolmaya sürüklüyor ne yazık ki...
Artık eskisi gibi markaya olan sadakat kalmadığından, insanlar ekonomik açıdan kendilerini tatmin edecek ürünü seçtiklerinden "brand loyalty" de "customer loyalty" de kalmadı. İş dünyasındaki büyük firmalar bile ne üretirsek üretelim pazara ne sunarsak sunalım ürünün alıcısı var diyemiyor, emin olamıyor artık... Ülkedeki üretim ve ekonomi farketseniz de farketmeseniz de küçülmeye gidiyor. Ülkemizin inşaat ve belli sektörlerdeki büyümesi aslında reel anlamda ekonomimize yansımıyor. Ekonominin en sadık üreticisi diyebileceğimiz tarım ve hayvancılık sektöründeki çiftçi bile yanlış politikalar yüzünden havlu atar duruma geldi.
Peki ne yapmalı? Yeniden değerlerimize sahip çıkmalı. Yaptığımız işe de ailemize de toplumumuza da kısacası sisteme sadık kalan politikalar üretmeli! Tüketen dünyanın pazarı haline gelmiş bir ekonomi değil hem kendi toplumu için hem dünya için üreten bir ekonomi haline gelmeliyiz. Bu yapılamayacak zor bir hedef değil ancak ekonominizin şalterlerini indirdiğiniz zaman, uygulaması zaman alacak vakit alacak bir hedeftir. Ve herkes için vakit nakittir. O yüzden karar vericiler başa geldiklerinde uzun vadeli hedefleri pek tercih etmezler.
Dolayısıyla, öncelikle değerlerimizi korumasını bilmeli ve kaybetmemek için mücadele etmeliyiz bizi biz yapan değerlere sahip çıkmalıyız.







