Menu

Önyargısız Bir İnanç Sistemi İnşa Etmek!


Saksıda Çiçek Kadın Resmi

Cehaletin ne olduğunu ne olmadığını düşünürsek kendimize önyargılardan uzak aynı zamanda karakterimizle örtüşecek toplumla uyumumuzu destekleyecek bir inanç sistemi inşa etmemiz gerektiği ortaya çıkacaktır. Başka insanların sizin için biçtiği hayatı ve kaderi yaşamaktansa kendi doğrularınızla, kendi deneyimleriniz ve aldığınız kararlarla hayatınızı yaşamak birey olma yolunda atacağınız ilk adımdır. 


Bazı insanlar toplumla zıtlaşmayı seçen asi insanlardır. Baş kaldırmak ve isyan etmek karakterlerinde vardır. Bunun yanlış mı doğru mu olduğu elbette tartışılır ancak bana göre baş kaldırı ve isyanın ne amaçla yapıldığı mühimdir. Ortada bir insanlık dramı varsa savaş varsa Gazze'deki gibi bir soykırım söz konusu ise toplumun, toplumu yönetenlere, siyaset mensuplarına, karar vericilere karşı harekete geçmesini haklı bir baş kaldırı ve isyan olarak görürüm çünkü birilerinin ortada haklı sebepleri varsa bir şekilde bu haklı sebeplerini ifade etmeleri gerektiğine inanırım.


Diğer yandan bazı insanlar da vardır ki hiç etliye sütlüye karışmak istemezler. Kimsenin hayatına karışmaz karar vericilerin aldığı kararları sorgulamazlar bile ve kendi hayatlarını yaşarlar. Bazıları da vardır ki bir şeylerin değişeceği inançlarının kalmadığından mı bilinmez hiç suya sabuna dokunmak istemez gittiği yere kadar gitsin sonrasında yapacak birileri de çıkar diye düşünürler.


Bir de birey olmayı başarabilmiş ancak empatiden yoksun insanlar vardır. Bu insanlar empati kurmaktan uzaktırlar ben merkeziyetçidirler. Varsa yoksa kendi yaptıkları, bildikleri, tecrübeleri, yaşadıklarıdır. Başka insanları anlamayı, anlamaları gerektiğini düşünmezler bu yüzden de başkalarına karşı anlayışlı olmayı başaramazlar. 


Örneğin; iyi bir seküler eğitim almış post modern yaşantıyı benimsemiş bir insan için din ve dini kültür veya inançlı yaşam sürdürme isteği bağnaz bir istek olarak görülebilir. Ve ya tam tersi bir tarikat düşkünü secular ve post modern bir insanı yaşam biçimi ile yargılayabilir, din düşmanlığı ile suçlayabilir. Toplumdaki bu iki uç kesimde benim dünya görüşüme göre kantarın topuzunu biraz kaçırmış sayılmaktadır. Aslında bu iki uç kesimde bir düşünce sisteminden algıdan uzak olarak dünyayı bir pencereden o da kendi pencerelerinden görmeye çalışmakta olduklarından kaynaklanmaktadır.


Kendi inanç sistemimizi kurarken neden önyargılarımızdan uzaklaşmamız gerektiğini anlamalıyız. Kendimiz için doğru olanın bir başkası içinde aynı şekilde doğru olmasını beklemek fazla iyimserlik olarak görülebilir. Bu yanıltıcı iyimserliğin önüne geçmek için empati kurmak toplumdaki genel geçer doğrularla kendi doğrularımızı karşılaştırmak ve doğrularımızı ifade etmek kadar toplum içinde yaşamanın gerektirdiği kuralları ve toplumsal normları da benimseyerek hayatımızı yaşamamız gerektiği inancındayım.


Suzan Güzel



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder